Arap Baharı Nedir? Olay Nasıl Başladı ve Sonlandı?

Arap baharı sivil halkın şatafat içinde yaşayan yönetici kesime değişim için verdiği büyük sinyallerden sadece biridir. Dünyada meydana gelen tüm savaşlar, sadece cereyan ettikleri dönemi değil, çok uzun zaman dilimlerini kapsayabilen geleceği de etkilemektedir. İnsanlık tarihini değiştiren en önemli savaşlardan biri de Birinci Dünya Savaşı olmuştur. Osmanlı Devleti savaş sonunda Ortadoğu ve Arap coğrafyasından çekildiğinde, Batılı güçler bu coğrafyayı değiştirmiştir. Bölgede Batı destekli diktatörler ortaya çıktı ve bölge ülkeleri uzun yıllar babadan oğula geçen bir yönetim biçiminin egemenliğinde kaldı.

Yoksulluk huzursuzluk yaratıyor
Ortadoğu ülkelerinin zengin petrol rezervleri Batılı ülkelerin iştahını sürekli kabartıyordu. Diktatörler genellikle Batı ile iyi ilişkiler sürdürdüler. Aslında karşılıklı bir alışveriş gibiydi. Diktatörler, Batı’ya doğal kaynak avantajları sunarken, diktatörlüklerinin garanti altına alınmasını da sağladılar. Zenginlikleri akıl almaz boyutlara ulaşan Arap liderler, halkı umursamamış, yoksulluk içinde yaşayan insanlara karşı lüks hayatlarını sürdürmüşlerdir. Zamanla bölge ülkelerinin halkları arasındaki huzursuzluk büyüdü. Olayların başlangıcı için küçük bir kıvılcım yetiyordu. Bu noktada üniversite mezunu 27 yaşındaki Mohammad Bouazizi, iş bulamadığı için seyyar satıcılıkla geçimini sağlamaya çalışan bir Tunusluydu. Tunus polisi bu tür satıcılara izin vermiyordu ve rüşvet büyük bir çember oluşturuyordu. 17 Aralık 2010’da Muhammed’in arabasına ve eşyalarına polis tarafından el konuldu. Tüm çabalarına rağmen malını geri alamayan Muhammed de istismara uğradı. Yaşananlara dayanamayınca valilik binası önünde kendini ateşe verdi ve hayatını kaybetti.

Arap Baharı Dönemin Adı

Tunus’ta olaylar başladı
Muhammed’in eylemi Tunus’ta ve tüm dünyada yankı buldu. 18 Aralık 2010’da Tunus’ta kitlesel protestolar başladı. Olaylar, ülkeyi 23 yıl diktatörlükle yöneten Zeynel Abidin’in ülkeyi terk etmesini talep eden bir ayaklanma ile doruğa ulaştı. Hükümet protestoları bastırmaya çalışırken protestolar şiddetlendi ve ülke alevler içinde kaldı. Bu olay Arap baharı nedir sorusu için sadece bir örnek teşkil etmektedir.

Zeynel Abidin son kozunu oynamak için sokağa çıkma yasağı ilan etti. Tedbirler sadece yangını körükledi. Eylemciler İçişleri Bakanlığı’na baskın yaptıklarında polisin operasyonunu göz yaşartıcı gaz ve ağır silahlarla karşıladı. Burada yaklaşık 200 Tunuslu öldü. Zeynel Abidin geri adım atarak hükümeti görevden aldığını ve gıda fiyatlarını indirdiğini açıklasa da tansiyon düşmedi. Olaylardan 10 gün sonra geri dönüş olmadığını gören diktatör istifa ederek ülkeyi terk etti. Hükümeti deviren halk artık mutluydu ve bu zafere “Yasemin Devrimi” adı verildi.

Yangın Mısır’a sıçradı
Tunus’taki zaferden 11 gün sonra Mısır’da operasyonlar başladı. 25 Ocak 2011’de Mısır’ın başkenti Kahire’de Tahrir Meydanı’nda (Özgürlük Meydanı) toplanan halk, özgürlük sloganları atmaya başladı. Protestoların başlangıç ​​tarihi, kayıtlarda “Gazap Günü” olarak geçmektedir. Mısır’ı 30 yıl diktatörlükle yöneten Hüsnü Mübarek, insanların birbirleriyle ve dünyayla iletişim kurmasını engellemek için internet erişimini engelledi.

Sert önlemler protestoların şiddetini daha da artırdı. Mübarek’in emriyle Mısır polisi göstericilere karşı şiddet kullandı. Askeri ordu ve polis karşı karşıya geldi ve ifadelerinin halkla birlikte olduğunu söyledi. Tedavisi olmadığını anlayan Hüsnü Mübarek, istifasının ardından ordu tarafından tutuklandı. Batı dünyası gelişmeleri Arap baharı olarak değerlendirdi.

Libya’da Özgürlük
Tunus ve Mısır’da kısa sürede önemli sonuçların alındığı Arap Baharı’nda sıra Libya’ya geldi. 17 Şubat 2011’de ülke genelinde protestolar, silahlı çatışmalar ve şehirlerin işgali başladı. “Arap Baharı”nın en kanlı olayları Libya’da yaşandı. Bingazi şehri, ülkeyi 42 yıl yöneten Muammer Kaddafi’ye karşı protestoların merkezi oldu. Kaddafi televizyona çıktı ve göstericileri vatana ihanetle suçladı. Ülke genelinde telefon ve internet hizmetlerini bloke eden Kaddafi adeta meydan okurcasına davrandı. Tanklar, uçaklar ve savaş gemileri göstericilere ağır silahlarla saldırmaya başladı. Ülke resmen iç savaş başlattı. Olaylara tanık olmayan NATO ve Fransız güçlerinin araya girmesiyle Kaddafi yakalanıp halka teslim edildi. 42 yıl ülkeyi yöneten Kaddafi, halk tarafından linç edilerek öldürüldü.

Suriye’de Durum Farklı Değil
Diğer Arap ülkeleriyle eş zamanlı olarak protestoların başladığı Suriye’de olaylar yoğundu. İnsan haklarının yok sayıldığına inanan Suriyeliler, kitlesel gösteriler düzenlemeye başladı. Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Nusayri olması da protestoları körükledi. Esad’a bağlı güçler, göstericilere ağır ve kanlı bir darbe indirdi. Diğer ülkelerde olduğu gibi kullanılan şiddet olayların tırmanmasını engelleyemedi. Ordu müdahale edince ülke genelinde katliamlar başladı. Bu arada çok sayıda askeri personel ülkeyi terk ederek göstericilerin yanında yer aldı. Silahlı aktivistler, Esad’a sadık birliklere karşı savaşmaya başladı. Böylece Suriye’de sonuçlarını ülkemizde hâlâ hissettiğimiz iç savaş başladı. Suriye’deki iç savaştan kaçan insanlar Türkiye başta olmak üzere dünyanın dört bir yanına dağıldı. Arap Baharı yakın geçmişteki en büyük mülteci krizine yol açtı.

Benzer gösteriler tüm Arap dünyasına yayıldı, ancak sonuçları Tunus, Mısır, Libya ve Suriye’deki kadar şiddetli olmadı. Bahreyn, Cezayir, Ürdün, Yemen, Suudi Arabistan, Umman, Irak, Lübnan, Fas gibi ülkeler Arap Baharı rüzgarını hisseden diğer ülkeler oldu.

Yorum yapın